The Salesman (Satıcı) – ASGHAR FARHANDİ
Bu film, yabancı dilde en
iyi film Oscar’ını almakla beraber birçok ödülü de beraberinde getirmiştir.
İran sinemasını merak edenler için film ve yönetmen intiba açısından olumlu
izler bırakacaktır.
Hikâyede Rana ve Emad ana
karakterlerdir. Bu çift
yeni bir eve taşınır taşınmaz büyük bir olay yaşamıştır. Film de bu olayın
etrafında dönmektedir. Rana,
evde yalnız kaldığı sırada kapısı çalınır ve kapıyı açar. Fakat gelenin kim
olduğuna bakmadan banyoya girer. Gelen kişi ise Rana’yı banyoda yaralar ve
kaçar.
Bu olaydan sonra
yardımsever ve iyi görünen Emad, gittikçe asabileşir ve tahammülsüzleşmeye
başlar. Eşine karşı hafif bir soğukluk hissetmeye başlamış gibi bir etki
uyandırır izleyicide. Rana ise bu olaydan sonra iyice kendi dünyasına kapanır
ve olayın polise intikal etmesini istemez.
Emad, karısına buna yapanın kim olduğunu bir şekilde bulur. O kişinin bir
apartmana gelmesini sağlar. Fakat o kişi yaşlı biri çıkar. Filmin bütün olayı
da burada kopuyor.
Bir yandan karısına
yapılanların intikamını almak için yanan Emad, bir yandan savunmasız ve çaresiz
bir yaşlı. Farhandi, izleyicinin taraf olmasına ve intikamla birlikte oluşacak
olan rahatlığa ket vuruyor. İzlerken o ikilemi gerçekten yaşıyoruz. Hangi
taraftayız?
Her ne kadar karısına
yapılanlardan dolayı Emad’ın tarafını tutup intikamı sabırsızlıkla beklesek de
diğer taraftan yaşlı insanın o halini görüp ister istemez merhamet ediyoruz.
Özellikle tokat sahnesi bu durumun somut bir göstergesi. Emad yaşlı adama
tokatı atarken anlık bir rahatlık yaşayıp sonrasında yaşlı adam için bir an
üzülmemiz bunu gösteriyor.
Filmin kritik yerlerinden
birisi de başına gelen o şeye rağmen finalde Rana’nın yaşlı adama merhametle
yaklaşmasıdır. Zira eşi intikam almak istediğinde buna şiddetle karşı çıkmıştı.
Gerçekten bunu yapabilir miyiz? İntikama muktedir olduğumuz bir anda
vazgeçebilir miyiz?
Hayatta hangimiz ikilemde
kalmadık? Film benim için bir ikilemin büyük oranda perdeye yansımasıydı. Bir
yanda intikam hırsı, diğer yanda ahlaki normlar…
Yapmak ile yapamamak
arasındaki ince çizgide bir geliş bir gidiş…
Bu bize şunu gösteriyor:
Durum her ne olursa olsun davranışlarımızda mutlak olarak karar sahibi biz
değiliz. Bir şeyler sürekli olarak engel oluyor ya da kararları dolaylı yoldan
etkileyebiliyor. Buna ister
toplumun genel kabulleri diyelim ister vicdan muhasebesi…
Neticede “etki” bir
şekilde kendisini göstermeyi başarıyor.
Durum öyle olmasaydı Emad,
üzerine düşeni belki de büyük bir zevkle yapacaktı.
Biz seyirciler de Farhandi
tarafından “taraf ikileminde” bırakılmasaydık Emad’ı destekleyenler olarak
sonuçtan gayet memnun kalacaktık diye düşünüyorum.
Filmi defalarca kez izlesem bile final sahnesinde hep “arafta” kalacağımı da
belirtmek istiyorum.
Mazharî

Yorumlar
Yorum Gönder