YAKICI SIR


Kitap: Yakıcı Sır
Yazar: Stefan Zweig
Sayfa: 88
Yayın: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Genel Değerlendirme

Olayın baş kahramanlarından biri Baron, tatile gittiği bir yerde takılmak için bir kadın arar. Gittiği otelde bir kadın gözüne çarpar. Ona ulaşmak için Edgar adında küçük bir çocuğu kullanır. Önce çocukla samimi olur. Süreç işlediğinde ise en sonunda çocuğun annesiyle yakın ilişkiler kurmaya başlar. Bu süre zarfında Edgar, kendi duygu ve düşünce dünyasında birtakım duygular hisseder. Ah şu duygular… İnsanın karşı koyamadığı ‘davranış kontrol santralleri’

Zamanla gördüğü ilgisizlik ve aşağılayıcı tavırlar onda kötü düşüncelere yol açtıktan sonra, pusuda yatan o efsanevi duygu gün yüzüne çıkar ve yüzündeki en ince çizgilere varıncaya dek kendini belli eder: “Nefret”

İnsanın değer verdiği, sevdiği, güvendiği ve ona baktığında gerçekten mutlu hissettiği bir insana karşı bu denli bir nefret beslemesi… Eleştirmek ya da yorumlamak? Bilmiyorum…
Edgar bu duygusunda ya da hissettiklerinde fazlasıyla haklı değil mi zaten? Sahte sevgiler, yalandan gülümsemeler, samimi olmayan ve farklı bir amaç için alınan hediyeler, yapmacık davranışlar ve dahası…

Bir çocuğun dünyasından vermiş yazar bunların hepsini. Fakat insan insandır. Küçük de olsa büyük de olsa hisler aynıdır. Kim olsa böyle bir sahtekârlığı ve ikiyüzlülüğü kaldıramaz.
Zarar gelmesin diye etrafına çitler ördüğü sevgi bahçesini hiç çekinmeden nefret ateşine teslim ediverir.

Nefret etmemek, her şeye rağmen sevgi nazarıyla bakmak ahmaklık değil de nedir?
Sevgi ve nefret… Doğru şekilde kullanıldığında, insanın kime karşı nasıl davranması gerektiğine dair kılavuz olurlar adeta.

Mazharî

Yorumlar