Kitap: Min Edebi'l İslâm
Yazar: Abdülfettah Ebu Gudde
Yazar: Abdülfettah Ebu Gudde
Sayfa: 84
Yayın: Darü’l Beşairi’l İslamiyye
Yayın: Darü’l Beşairi’l İslamiyye
Yazar Hakkında
Bilgi
9 Mayıs 1917’de Halep’te doğmuştur. Halid bin Velid’in
soyundan geldiği bilinmekte.
Son dönemlerin önde gelen hadisçilerindendir.
Ezher’den mezun olmuştur. Arap Dili ve Edebiyatı alanında ihtisas yapmıştır.
Eserlerinde muhakkik ve münekkit kimliği öne çıkmış, kendi sahasındaki önemli
âlimleri, aralarında hocalarının da bulunduğu pek çok âlimi eleştirmekten
çekinmemiştir. Hadis ilmine yaptığı katkılardan dolayı Fas Kralı II. Hasan
tarafından ödüllendirilmiştir. Zahid el-Kevserî’nin talebesi, Emin Saraç
Hoca’nın yakın arkadaşıdır. 1997’de vefat etmiştir.
Kitap Özeti
“Edep, ilimden fazla olmalı.”
“Biliniyor deme, öğret. Onu sadece sen biliyorsun.”
“Bazı insanlar, eksiklerini kibirle kapatırlar.”
“İlim meclisine girerken selam verme. Dersi bölersin.”
*
-Eve girdiğinde girmeden önce geldiğini hissettir.
-Eve girip çıkarken kapıyı çarpma.
-Eve girdiğinde ailene selam ver.
-Hz. Enes’ten rivayet: “Evine girdiğinde selam ver. Bu sana ve ehline bereket
olur.”
“Aile fertlerinin odalarına girerken izin iste ki,
onları sevmeyeceğin ya da onları o şekilde görmenden dolayı sıkıntı içine
girecekleri bir hal üzere görmeyesin.”
“Resmî ortamlar için kapıyı çal gir. Özel yerler için
(ev gibi) çal ve bekle.”
“Baba, çocuğunun odasına girerken izin alırsa çocuk da
bunu örnek alır.”
*
Birisinin odasının kapısını sert vurma. Kapıyı edeple
çal. Kapıyı çaldığında da biraz bekle. İki çalma arasında zaman olsun. Ta ki
abdestini alan rahat alsın, namazını kılan rahat bitirsin ve yemeğini yiyen
lokmasını rahat yutsun. Bazı âlimler bu bekleyişi dört rekâtlık bir namazın
süresi kadar takdir etmişlerdir.
Kapının açılmasını beklerken de tam karşıda durma.
Kapının ya sağında ya da solunda dur.
Allah Resulü (as) öyle yapardı. Zira, izin verilmeden
içeri bakan, içeri girmiş gibidir ki, bu haramdır.
Bir adam Peygamberimizin (as) evinin kapı deliğinden
içeri baktı. Peygamberimiz de o sırada elinde bir aletle sırtını kaşıyordu. O
adamı fark ettiğinde de “Eğer baktığını bilseydim elimdekiyle gözünü oyardım.
İzin, bakmak için gerekli kılınmıştır.” demiştir.
Kapıyı aralıklı olarak üç defa çaldıktan sonra cevap
alamazsan geri dön.
Bu, senin için ısrarcı olmandan daha hayırlıdır.
*Şimdi telefonlar mevcut. Bir yere “gitmeden önce”
haber verilebilir.
“Kim o?” diye sorulursa “Ben” diye cevap verme. Açıkça
ismini söyle. Peygamberimiz (as) “Ben” diyen sahabinin tavrından hoşlanmamıştı.
*
-Bir kardeşini ziyaret ettiğinde girişinde ve
çıkışında latif ol. Ayakkabılarını da düzgün koy.
-Eve girdiğinde artık bakışlarına dikkat et. Her yeri
detaylı inceler gibi bakma.
-Kapalı şeylere de (kutu-sandık vb. gibi) el sürme.
Kitaplar için de aynı şey geçerli…
-Ev sahibi nereye otur derse oraya otur. Sana ikram
ettiğinde kabul et ve ne verirse al.
-Ev sahibinin yerine de (özel makamsa) izinsiz oturma.
*
-Bir yere girdiğinde iki kişinin arasına oturma.
-Yanlarına oturduğunda da sır ya da onlara has bir
konu konuşuyorlarsa onları dinleme.
-Misafirlikte meclisin küçüğü isen çok konuşma.
-Ayrıca üç kişiyken iki kişi kendi arasında gizli ya
da başka bir dille konuşmamalı.
*
“Misafirler
mecliste karışık da otursalar efdal olandan başla, sağdan devam et.”
-Aşırı ikramda da bulunmaya gerek yok. İkram külfetli
olmamalı.
-Misafire temiz havlu verilmeli.
*
-İlim, yaş ve makam ihtiram sebebidir.
-Büyükler başlamadan yemeğe başlanmaz.
Büyüğün sağ arkasında yürü. Bu ihtiramdır. Onunla
konuşurken de ona öncelik ver.
“Biliyormuş gibi konuşmaktansa bilmiyormuş gibi
dinlemeyi öğren.”
*
-Babadan önce yeme, babanın önünde yürüme.
-Konuştuğunda hatalı da olsa onu düzeltme, mecliste de
bildiği şeye müdahale etme...
-Sözlerinin yanlışlığını bilsen bile annenle de
tartışmaya girme. Onu anlayışıyla bırak. Uyaracaksan da insanların içinde
değil, müsait bir zamanda müsait bir şekilde, doğrudan veya dolaylı bir şekilde
uyar. Bir de annen ne derse desin kimseye taşıma. Kadın içinde olanı çıkarmayı
sever.
-Anne ve babanın çağrısına hızlıca icabet edilir. Kişi
namazda olsa bile, durum acilse namazı keser.
*
Kötü haber karşı tarafa yumuşatılarak söylenir. Bu
önemlidir, dikkat etmek lazım.
Genelde kadınlar pek dikkat etmez. Ayrıca bu haber
kişi aç, uykusuz ve sıkıntılıyken verilmez.
Hastaya olayın nasıl olduğunu sorma. Mesela ayağını
kırmışsa nasıl olduğunu sorma. Her gelene anlatıyor zaten. Ayrıca ziyarette
aşırı gösterişli kıyafet ve ağır koku hoş değildir. Bir de her gün değil de iki
güne bir ziyaret uygundur. Ziyaret de kısa olmalıdır. Fakat hasta kişi
kalınmasını istiyorsa kalınabilir.
*
-Müslüman zevk sahibidir, iyi giyinir.
-Büyük biri söz konusu olduğunda ona göre giyin, küçük
biri olunca da kendine göre…
“Biriyle randevulaştığında o kişi gelemeyeceğini
bildirir ve özür beyan ederse onu kabul et.
Neden gelemediğine dair çok soru sorma. Sebebini
söylemek istemeyebilir.”
*
“Dağdan bile geliyorsan yolunda taş dahi olsa getir,
boş gelme.”
“Hediyeleşin ki
sevginiz artsın.” (Hadis-i Şerif)
*
“Nefiy,
nehiyden evlâdır.”
-“Yapma” demek yerine “o yapmaz.” Demek daha
isabetlidir.
Psikoloji ilminde buna “Bilişsel tutarlılık” ilkesi
denir.
*
“Kimsenin kapısını dinleme.”
“İnsan, bilmediği şeyde haddini aşmamalı.”
“Ezziyedetü
kennoksan”
-Ziyade noksan gibidir. Gereksiz sözden sakın
söyleyeceğini söyle ve bitir.
*
“Dinleyen istifade ettiğini yansıtır, söyleyen de
duruma göre sözü kısa keser.”
“Geçmiş âlimlere Allah’tan rahmet dileriz. Hatalılarsa
da onlar için istiğfarda bulunuruz.”
“Güzel konuşmayı öğrendiğin gibi güzel dinlemeyi de
öğren.”
“Sana sorulmadan cevap verme.”
*
“Kur’an’da eşeğin sesi neden “kötü” olarak
vasıflanmıştır?”[1]
-Çünkü eşek olur olmaz yerlerde ansızın bağırır. Sesi
de çok yüksek çıkar.
Bundan dolayı kötü olarak vasıflanmıştır.
*
“Fıkıh, haramı
helali bilmek değil, iki şer arasında ehveni seçmektir.”
Genel
Değerlendirme
Edep, geçmişten beri tevarüs edilegelen bütün manevi
değerlerin en güzel şekliyle dışavurumudur. Edep ki, kişinin gönül aynasıdır.
Büyük âlimlerin hayat hikâyelerine baktığımızda ilimden evvel edep
öğrendiklerini görmekteyiz. Bu durum edebin ilimden ne derece önde olduğunu
göstermektedir. İmam Gazali, kadın için en güzel elbisenin erkek için de en
büyük servetin edep olduğunu zikreder. Mevlana’nın ifadesiyle de güzeli güzel
yapan edeptir. Edep, güzeli sevmeye sebeptir.
Bizim Yunus bir şiirinde edep hakkında şöyle der:
“Girdim ilim
meclisine, eyledim kıldım talep,
Dediler ilim
geride, illa edep illa edep.”
“Edebim el
vermez edepsizlik edene,
Susmak en güzel
cevaptır, edebi elden gidene.”
Lokman Hekim’in de şöyle dediği ifade edilir:
“Ben edebi,
edepsizlerden öğrendim.”
Hz. Ali’den aktarılan bir söz de şu şekildedir:
“Edebin ne
kadar önemli olduğunu bilseydiniz, Allah’tan rızık yerine edep isterdiniz.”
Son olarak Üstad Necip Fazıl’dan
yapacağımız şu alıntıyla kısa değerlendirmemizi bitirmek istiyorum:
“İnsanda yok
ise edep, neylesin medrese mektep!
Okusa âlim
olsa, yine merkep, yine merkep!”
Mazharî

Yorumlar
Yorum Gönder