KATI YÜREKLİLİK


Kitap: Mürebbiye
Yazar: Stefan Zweig
Sayfa: 83
Yayın: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Genel Değerlendirme

Kitap dört hikâyeden oluşmaktadır. Ben sadece Mürebbiye hikâyesine değineceğim.

Mürebbiye hikâyesinde bir kadın iki çocuğa bakıcılık yapmaktadır. Fakat bu kadınla çocukların kuzeni arasında gizli bir aşk yaşanır. Çok sonraları bunu öğrenen ev sahibi kadın, mürebbiye kadını evden gönderir. Bu da çocukların çok ağırına gider.

Zweig, hikâyesini birçok okuyucunun ondan farklı şeyler çıkarabileceği tarzda yazıyor.
Bu hikâyede en çok öne çıkan unsur, belki de katı yüreklilik ve hayal kırıklığıdır. Ev sahibi kadının malum durumdan haberi olur olmaz direkt olarak mürebbiyeyi evden göndermesi onun tahammülsüz ve izansız olduğunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca bu durum, böyle bir statüde olan insanlara, yani mürebbiyeye, ikinci sınıf insan olarak bakıldığına da işaret etmektedir. Masum bir insanın duyduğu sevgi uğruna itilmesi ve yaptığı işten mahrum bırakılması, insanın ne kadar da acımasız bir doğasının olduğunu hatırlatmaktadır.

Çocukların hayal kırıklıklarına gelince…

İnsan birisini çok sevdiği zaman onunla her şeyini paylaşır ve o kişiyle kendisi arasında doğrudan bir bağ olur. Kurduğu bu bağ sayesinde onun yanındayken kendini güvende hisseder ve her şeyini paylaşır. Bu çocuklar da sevdikleri mürebbiyenin evden gitmesiyle birlikte kendilerini boşlukta hissetmiş ve hayal kırıklığına uğrayıp üzülmüşlerdir. Küçük oldukları ve ev sahibi kadının da katı yürekli olması sebebiyle de takındıkları tavır bir işe yaramadığı için hiçbir değişiklik olmamıştır.

Katı yüreklilik ve tahammülsüzlük insan için her zaman kayıplara neden olur. İnsanı insan yapan en güzel haslet belki de anlayıştır. Anlayışın ve sevginin hâkim olduğu her yer gül bahçesinden farksızdır. Yaşadığımız hayatı “yaşanılır kılmak” bizim elimizdedir. Bu gerek bizim gerekse de başkası için geçerlidir. Birine hayatı dar etmek ya da hayatı onun için yaşanmaz kılmak da aynı mesabede değerlendirilebilir. İnsan, istedikten sonra her şeyi yapabilecek vasıftadır. Dolayısıyla yaşadığımız yeri cennet yapmadıkça, kaçtığımız her yer cehennem olarak önümüze çıkacaktır. 

Mazharî

Yorumlar