Kitap: Hep Aynı Hikâye – Bir Kitap Bir Balta
Yazar: Ömer Faruk Dönmez
Sayfa: 144 – 160
Yayın: İz Yayıncılık
Genel Değerlendirme
İki kitabı bir arada özetleyerek değerlendirmek
istedim. Kitabın yazarı, kitaplarında her ne kadar farklı konulara değinse de
vermek isteği mesajlar ikisinde de benzer niteliklere sahip. Ben burada en
önemli gördüğüm husus üzerinde durarak değerlendirmemi tamamlamak istiyorum.
Bu dünyada neden varız biz? Varoluş sırrımızın amacı
nedir? Ne yapıyoruz, bu gidiş nereye?
Bu soruları kendimize sorduğumuz zaman cevap vermek istemeyiz aslında. Çünkü
cevap vermek için iyice düşünmemiz, kendimizi zorlamamız kısacası zahmete
girmemiz demek. Böylesi basit bir zahmete girmek bile ağır geldiğinden,
uğraşmak istemeyiz. Bazı soruların cevapsız kalmasını daha konforlu buluruz.
Akışına bırakmak, olan bitene ayak uydurmak daha kolay
ve keyifli gibi gelir. Fakat bu durumun aldatıcı tarafını çoğu zaman görmeyiz
bile. Üzülerek ifade edebilirim ki, bunun semeresi monotonluktan başka bir şey
değildir.
Monotonluk…
Eşrefi mahlukat olarak sıfatlanmış olan insanın ayaklarındaki en ağır prangadır
belki de. Ya da günden
güne insanı içten içe yiyip bitiren ve insanı bu duruma karşı âtıl bırakan en
sinsi virüstür.
Eğer dikkatli bakarsak gündelik hayatımızın birçok
karesine etki ettiğini görmemiz mümkün.
Bu etkinin bir sonucu olarak birçok kişinin bu
hayattan lezzet almadığına, iyi gelen şeylerin bir müddet sonra kötü gelmeye
başladığına dair izlenimleriyle karşılaşırız. Bunun temel nedeni
anlamsızlıktır. Oysa insan, anlamın kendisine vurgundur, ona her zerresiyle
muhtaçtır. Onu yitirdiği an, kendisini boşlukta hisseder. Her şeye anlam
yükleme çabası, bu boşluğa duyulan korku sebebiyledir. Monotonluk dediğimiz
şey, boşluğa düşme korkusunun bile içselleşerek bu boşluğun anlamsız hale
gelmesidir. Zira monotonluk, “anlam” katliamının farklı bir manşeti olarak gün
yüzüne çıkmaktadır.
Bu prangadan kurtulmak, bu virüsü vücudumuzdan
uzaklaştırmak, zor olmakla birlikte imkânsız değildir. Başta kendi
“varoluşumuza” anlam kattığımızda etraftaki birçok şeyin daha anlamlı hale
geldiğini görmemiz kaçınılmaz olacaktır. Sonrasında sorulan birçok sorunun
cevabı, domino taşı etkisine benzer şekilde peş peşe gelecektir. Girift bir bilmeceyi
andıran soruların tek tek çözüme kavuştuğunu fark eden insan, asıl konforun
tadına o zaman varacaktır.
Mesele, önümüze sunulan yapmacık konforun sahte
gülüşlerine aldanmadan arayabilmek, araştırabilmek, sorgulayabilmek, uzun ve
meşakkatli yolun sancısına göğüs gerebilme cesaretini gösterebilmektir. Ancak
ve ancak bu cesareti gösterebilen kimseler, varoluşun sırrına erip hayatlarını
sıradanlıktan çıkarabilirler. Anlam ve monotonluk kavramlarının birbirlerine
olan karşıt ilişkileri baz alındığında kısaca şunu söylemek mümkündür:
“Anlamın olduğu yerde monotonluğa,
Monotonluğun olduğu yerde de anlama asla ve asla yer yoktur…”
Mazharî

Yorumlar
Yorum Gönder