OTORİTER VE HÜMANİTER DİN


Kitap: Psikanaliz ve Din
Yazar: Erich Fromm
Sayfa: 111
Yayın: Say Yayıncılık

Genel Değerlendirme

Psikanaliz, kişinin çocukluğunun ilk evrelerinde (3-5) bilinçaltına bastırılmış komplekslerinin orada durmayarak bilinç alanını zorlayıp kişiyi ruhsal zorluklara soktuğunu savunan bir akımdır.

Freud’a göre kişi, soyut düşünebildiği an bilinçaltına bastırdığı baba figürü, bilinç alanına Tanrı figürü olarak çıkar. Ona göre çocuğun babasına duyduğu sevgi ve korku Tanrı’ya da duyulur. Ayrıca, şu sözleriyle de görüşlerini net olarak ifade eder:

“İnsanı yaratan Tanrı yoktur. İnsanın yarattığı bir Tanrı vardır.”
“Din nevroz, dini davranışlar da obsesyondan ibarettir.”
“İnsanın dini bırakıp bilime yönelmesi gerekir.”  

Bir Freud hayranı olan ve kendisinden çok etkilenen Jung, bir yerden sonra ona katılmaz ve farklı görüşler ortaya atar. Freud’un aksine kolektif bilinçdışını savunur. Jung, dini doğal ve akla uygun olarak görür fakat Tanrı hakkındaki görüşlerini net olarak ortaya koymasa da Tanrı’nın kolektif bilinçdışının bir ürünü olduğunu belirtir. Dolayısıyla tüm insanlığın din anlayışına darbe vurulsa bile bir sonraki nesilde bu din anlayışı yeniden ortaya çıkar. Jung, dinin nevroz olmadığını, bilakis dinsizliğin nevroza götürdüğünü savunur.

Davranışçılar, her davranış gibi dini davranışların da sonradan öğrenildiğini ileri sürerler.
Onlara göre, eski çağlarda tabiat olaylarından ve diğer insanlardan korkanlar Tanrı’ya yakarmayı teselli edici bulmuş böylece dua etme “fikri” gelişmiştir.

-Psikologların kahir ekseriyeti dine karşı çıkmıştır.

Erich Fromm, psikanalistlerin insanı bilinçaltına, yani cinsellik ve saldırganlık dürtüsünün hâkimiyetine mahkûm etmelerine, davranışçıların da insanı bir hayvan gibi koşullu reflekslerle öğrenen bir varlığa indirgemelerine karşı çıkmıştır. Çünkü Erich Fromm’un da içinde bulunduğu Hümanizm akımına göre her insan aynı değildir.

Dini bir hastalık olarak gören psikologlar karşısında Hümanistler, dinin bir hastalık olmadığını, aksine ruh hastalıklarından koruyucu bir niteliği bulunan bir unsur olduğunu dile getirmişlerdir.

*Psikanalistlerin ve davranışçıların faaliyeti sonucu birbirinden kopan Psikoloji ve din, Hümanizm akımıyla buzları kırmıştır.

Erich Fromm, kitabında “Din sorununa odaklanmaya gayret gösterdim.” diyerek gayesini net olarak ortaya koyar. O, dinleri otoriter ve hümaniter dinler olmak üzere iki kısımda inceler:

1-Otoriter Dinler (Yetkeci)

-Vazgeçilmez unsur, insanın kendini aşan bir güce teslim olmasıdır.
-Asıl erdem, itaattir. Başlıca günah, itaatsizliktir.

*Fromm burada Eski Ahit’ten Âdem-Havva ile Tufan hadisesini örnek olarak önümüze koyar.
Âdem ile Havva’nın yasaklı ağaca yaklaşıp itaatsizlik etmeleri sonucu onları cennet bahçesinden kovan ve çok fazla kötülük yapmaları sebebiyle erdemi kaybeden insanları yarattığına pişman olan ve canı istediği için onları bir tufanla yok edeceğini söyleyen Tanrı’nın bu tavrı, Fromm tarafından “itaatsizlik” bağlamında ele alınır.

-İlahın gücü her şeye yeter. Kul da bir o kadar aciz ve güçsüzdür. Kendini aciz gören insan zamanla kendine yabancılaşır. Güçlü bir yetkeye teslim olma insanın yalnızlık ve eksiklik duygusundan kaçışını sağlayan çıkış yollarından birisidir. Tanrı’nın gücü, bilgeliği ve ihtişamı karşısında insan, kendi aklını yetersiz görür. Böylelikle bağımsızlık yitirilir. Bunun yanında bir güç tarafından korunma hissi de duyumsanır.

-Sahip olunan her şey, Tanrı’ya bırakılır. Kaybedilen ve Tanrı’ya bırakılan her şey, dua yoluyla tekrar istenir. İnsan, kendi çaresizliğini ve değersizliği vurgulayarak Tanrı’nın bağışlayıcılığını kazanmaya çalışır.

-Tanrı, güç ve baskının simgesidir. O, en üstündür. İnsan, Tanrı’yı yücelttikçe kendini alçaltır.
Onun karşısında tamamen zayıf bir durumda olur, kendini önemsizleştirir. Önemsizleştikçe de kendini daha günahkâr hisseder. Dolayısıyla bu dinlerde hüküm süren ruh hali keder ve suçluluktur. Ahiret hayatı için “şimdiki mutluluk” feda edilir. Böylece insan, özgür bir birey olmaktan vazgeçtiği için de “seçkinler sınıfının” eline düşer.

*Otoriter dinle yönetilen toplumlarda kendi aklını yetersiz gören ve özgürlüğünden vazgeçen bireyler bulunur. Bu tür toplumlar çoğunlukla diktatörlükle yönetilir. Toplum üyeleri kendi isteklerinden vazgeçerek sorgusuz teslim olurlar. Bundan sonrasında da tapılan artık Tanrı değildir. Onun adına konuştuğunu iddia eden gruplardır. Özgür ve bağımsız olmayan bireyde akıl ve muhakeme gücünün gelişmesi söz konusu olmaz.

2-Hümaniter Dinler (İnsancı)

-Hümaniter din, insanı ve insanın gücünü merkeze alır.
-Amaç, en büyük gücü elde etmektir.
-En büyük erdem, itaat etmek değil, kendini gerçekleştirmektir.
-İnsan, kendini anlamak için akıl gücünü geliştirmek zorundadır. Hem kendini hem başkalarını sevme yeteneğini geliştirmeli ve yaşayan tüm canlılarla dayanışma deneyimini tatmalıdır.
-Günah, Tanrı’dan önce kişinin kendisine işlenir.
-Hüküm süren ruh hali sevinçtir.
-İnanç, önerene duyulan saygıdan dolayı önermeleri kabul etmek değil, kişinin duygu ve düşünceleriyle elde ettiği yargıların kesinliğidir.
-Budizm, Tao, İsa, Sokrates ve Spinoza’nın öğretileri, Yahudilik ve Hristiyanlıkla bazı eğilimler ve Fransız Devrimi anlayışı “Hümaniter din” örnekleridir.

Mazharî

Yorumlar