8. SINIF


Eight Grade (8. Sınıf) – BO BURNHAM

Film, Sundance Film Festivalinde[1] ses getiren ve içeriğiyle gerçek hayatı büyük oranda yansıtmayı başarabilen bir yapıt olmuştur. Filmin başrol oyuncusu Kayla, 8. Sınıfta okumaktadır ve yaşı muhtemelen 15 civarındadır.

Bu yaşlarda, özellikle günümüzde, genç olmaya doğru atılan ilk adımlar zaman zaman farklı reaksiyonlar gösterebilmektedir. Bu durum, duygusal bir başkaldırıda kendini gösterebileceği gibi sessiz, uysal ve asosyal bir tarzda da ortaya çıkabilmektedir.

Hikâyenin kahramanı Kayla’nın bu süreçte yaşadıkları, aslında günümüz çocuklarıyla tıpa tıp aynıdır. Çünkü, özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte neredeyse herkesin elinde bulunan akıllı telefonlar, bu çağdaki çoğu çocuğu aynı hizaya getirmekte, aynı beğenilerde ve ilgilerde buluşturmakta ve aynı eksiklikleri yaşatmaktadır. Dolayısıyla tekdüze ve standart bir algı ve ilgi öbeği oluşmaktadır.

Gençlere bakıldığında -ya da ergenlere demeliyim- oyunlara ciddi şekilde kendilerini kaptırıp sanal dünyalarını “gerçeğe” dönüştürdüklerini, bunun yanında bazılarının özellikle sosyal medyada ya da filmlerde gördüğü kişilere karşı duyduğu sevgi neticesinde onlar gibi davranmaya, onlar gibi konuşmaya ve giyinmeye çalıştığını görmekteyiz. Mesele bununla da sınırlı kalmamaktadır. Hayran olduğu kimseler gibi olmaya çalışıp da olamayan kişiler, kendilerini bir aşağılık kompleksi içerisinde görmekte ve sahip olduğu şeyleri hiçbir şekilde beğenmemektedirler.

Sanırım parmak basılması gereken bir diğer konu Youtube meselesi. Televizyon yoluyla insanlara ulaşmanın ve kişisel ifade tarzı geliştirmenin zor olduğu bir zaman diliminde Youtube, bu imkânı en geniş haliyle sunmakta ve özellikle çok fazla abonelere sahip kimselerin reklamlardan kazandıkları paralar da söz konusu olduğunda, bu mecraya hızlı bir şekilde akışın haddi hesabı olmamaktadır.
Meseleye sadece para açısından değil de içerik üretip tanınmak isteyenler açısından baktığımızda, Youtube gibi bir mecranın bulunmaz bir fırsat olduğu gerçeği bir kez daha gündeme gelmektedir.

Çok güzel içerikler üretip faydalı olabilen insanlar olduğu kadar, sadece kendini göstermek ve “meşhur” olmak adına binbir takla atan şaklabanlar da mevcut. Bu denge birbirlerinin lehine ve aleyhine olmak üzere zaman zaman değişse de “her malın bir alıcısı vardır” düsturundan hareketle söyleyebiliriz ki, kaybeden neredeyse yok. Bunun farkına varan büyük kuruluşlar da yavaş yavaş internet ortamına intikal etmekte, yatırımlarını da bu alana yapmaktadırlar.

Son olarak söylemeliyim ki, özellikle bu çağda Kayla’nın yaşında olan çocuklar, bu sanal dünyanın sahte gerçekliğine aldanmaktan bilinçli bir şekilde korunmazlarsa, belki de ilerleyen yıllarda karşımıza iki durum çıkacaktır:

1-Tamamen çekingen, pasif, asosyal ve kendine güveni olmayan bir gençlik.
2-Kendini beğenmiş, şımarık, sorumsuz ve hayatta hiçbir hedefi olmayan bir yığın…

Mazharî


[1] Hollywood film endüstrisi ve onun Oscar temelli üretim şemasına alternatif getirme amacında olan bağımsız film festivalidir.

Yorumlar