THİS İS SPARTA!


300 Spartalı – ZACK SNYDER

Bu film, Yunanların Perslere verdiği kanlı mücadeleyi anlatır. Persler, Yunan’ı almak için geldiklerinde geçmeleri gereken dar bir geçitle karşı karşıya kalırlar. Yunan askerleri bu geçitte savunma hattı oluşturarak saldırıları savuştururlar. Fakat içlerinden bir hain gider ve gizli bir geçidi Pers kralına iletir. Pers ordusu bu geçitten girerek orada bulunan Kral Leonidas ve askerlerini yani 300 Spartalıyı kuşatır ve uzun süren bir direnişin ardından onları öldürür. Hayatta kalan birkaç kişi kurtulup kaçtığında bu kahramanlığı halka anlatır ve saygı ifadesi olmak üzere meydana
Leonidas Anıtı dikilir.

Film, başta İlber Ortaylı olmak üzere birçok tarihçinin tepkisine maruz kalmıştır. Yunan şovenliği içeren ve olayların aşırı bir şekilde abartıldığı ifade edilen bu filme İlber Ortaylı’nın tepkisi şu şekildedir:

“Tarihsel olarak film çok kötü, tarihle hiçbir alakası olmayan berbat bir film. Çoluk çocuğun bu filmi seyretmesi son derece sakıncalı, bizim gençlerimiz zaten tarih bilmez, bu tür filmleri izlerlerse tarihi iyice yanlış öğrenirler, çünkü bu filmin tarihsel gerçeklerle uzaktan yakından bir alakası yok. Kısaca söylemek gerekirse İran karşıtı propaganda ile yapılmış çok kötü bir film.”

Filmde Yunanlı askerler güçlü, kuvvetli, kaslı ve medeni olarak gösterilirken, Persler ise zenci, vahşi, para düşkünü, beceriksiz, savaşı kazanmak için büyü bile yapan tuhaf yaratıklar şeklinde gösterilmiştir. Dikkat edildiğinde görülecektir ki, Yunanlılara ihanet eden tek kişi de Perslere benzetilen ucube görüntülü biridir.

Filmlerin çekimleri, görsel ve müziksel kaliteleri önemli olduğu kadar işlediği konular da bir o kadar önem taşımaktadır. Özellikle insanların algılarını kontrol etme ve ideolojiyi empoze etme açısından kritik bir araçtır film.

Günümüzde her şeyin ekranlara, daha doğrusu ceplerimizdeki aygıtlara kadar indirgendiği bir zamanda bunun ne demek olduğunu daha iyi anlamaktayız. Değerlendirmesini yazdığımız bu ve buna benzer birçok filmin etkisine kapılıp da orada işlenen veya anlatılan şeylere olduğu gibi inanmak ve bu inanma neticesinde büyük bir hayranlık beslemek; kişiliği, karakteri, bilgisi ve kültürü zayıf olan kimselerin harcıdır. Zira “farkında” olabilen insan, var olan her şeyin aslında bir kurgudan ibaret olduğunu bilir. En nihayetinde yaşadığımız dünya bile, bu haliyle bir kurgudan ibaret değil midir?

Mazharî

Yorumlar